Aşk’ın Figanı


Gerçek Maşuka pervane olmak, kanayan gönlü bile isteye sarmama gayretiyle mümkündür. Maşuka duyulan aşk varoluş ise, pervanelik varoluşta yokluğa erişmek, bir olmaktır. Onca meşakkati geride bırakıp aydınlığına erişen pervane, son deminin diyetini sunmakla başlar işe. Visalin diyeti yanmak, yok olmaktır. Yoklukta varlığa ermek gönül perdesini aralamakla mümkündür.

Hal ehli olan pervaneyi bu istidadından azad etmek pervaneye lutuftan ziyade zuldür. Gayesi bir olanın yanışına üzülmek yersizdir. Hicranıyla huzur bulmak gerekir. Çünkü hicran taze tutar aşk yarasını!

Fakat sırda kaybolmuş gönüllerin tereddüt kapıları herdem açıktır. Nedir tereddüde mahal veren sualler?

..Ruh aşk ile yanarken varlığın madde aleminin şavkına kapılması ya da aleme dair hadiselerin kader vasıtasıyla tecelli ediyor olması tahrif etmez mi nar-ı aşkı? Bu tahrifatla mücadeleye giren ruh; aşka teslimiyetinden neler kaybeder? Mana aleminden çıkıp madde alemiyle harbe sürüklenişi, ruhu aşka dair mülahazalarından geri koymaz mı? Sırrı, gaflete gömen görebilir mi ruhundaki yangını? Zerrede alemi yaşamıyor, alemde aşkı aramıyorsan gayretinin hikmetinden cana ne fayda? Ateşsizliğinden ziyade ateşinden yanıyorsan, yanışın fayda eder mi aşka? Ümit şuasına gözleri kapalı bakan erişebilir mi düşlerindeki ışığa? Aşka meyli olmayanın kanatsız kuştan farkı nedir? Aleminde özgür fakat meyilsizliğine tutsak değil midir?

Umimiyetle tereddütlerin çözümü sabırla hasıl olur.Bu serzenişe sebep figanın çağlaması, yoksunluğun artmasıdır görene! Muhakakki figanın devası da sabrın bahçesinde gizlidir.

Ve zahir figan odur ki:

Tüm serzenişlerin müsebbibi.. Ümidi Visalim! Fikr-i Mahalim!

Münzeviyatta hicranının ağırlığını, rayihanın hayaliyle hafifletmekteyim. Öyle bir hicran ki bu yüreğimde büyütüyorum içimdeki yetimliği! Her gece hasretine kapanan gözler kurusa da, fecrinde gecenin şad olma ümidiyle yeniden doluyor teslim-i aşka. Ve yeniden akıyor misali hal gibi:

Ayrılığı ağlatmayan geceyi neyleyeyim!

Canımı kavurmayan acıyı neyleyeyim!

Gözlerimi yakmayan damlayı neyleyeyim!

Sen gibi bakmayan gözleri neyleyeyim!

Rayihanı bilmeyen gülleri neyleyeyim!

Sana feda olmamış ömrümü neyleyeyim!

Acını dindirmeyen kelamı neyleyeyim!

Kır kalemi ey felek! Maşuk yoksa ne diye devran edersin alemde?

Zerrede alemi, alemde aşkı yaşamayan Adem’i neyleyeyim!..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s